Dijital Söylem, Göç Bürokrasisi ve Aidiyet Kırılması: Türkiye’de Uluslararası Öğrencilerin Yükseköğretim Deneyimleri Üzerine Eleştirel Bir İnceleme
DOI:
https://doi.org/10.5281/zenodo.18085425Anahtar Kelimeler:
Uluslararası öğrenciler- Dijital kamusal alan- Nefret söylemi- Göç bürokrasisi- Yükseköğretim politikasıÖz
Yükseköğretimin uluslararasılaşması, günümüzde teknik bir hareketlilik süreci olmanın ötesine geçerek; kamu diplomasisi, kurumsal kapsayıcılık ve küresel akademik rekabetin yeniden tanımlandığı çok boyutlu bir yapıya evrilmiştir. Türkiye, 2028 yılına kadar 500 bin uluslararası öğrenciye ev sahipliği yapma vizyonuyla kendisini bölgesel bir eğitim merkezi olarak konumlandırmayı hedeflemektedir. Ancak bu niceliksel hedef; toplumsal algı, dijital mecralardaki dışlayıcı söylemler ve göç bürokrasisinden kaynaklanan yapısal engellerle karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışma, Türkiye’de öğrenim gören uluslararası öğrencilerin deneyimlerinin; dijital platformlarda üretilen yabancı karşıtı söylemler ve göç idaresinin kurumsal işleyişi aracılığıyla nasıl şekillendiğini eleştirel bir perspektifle analiz etmektedir. Araştırmanın veri seti; strateji belgeleri, akademik tezler, raporlar ve medya söylem analizlerinden oluşmaktadır. Kuramsal çerçeve; Castells’in ağ toplumu, Habermas’ın kamusal alan ve Arendt’in kamusal görünürlük yaklaşımları üzerine inşa edilmiştir. Araştırma bulguları üç temel düzlemde yoğunlaşmaktadır: İlk olarak, Türkiye’nin uluslararasılaşma stratejileri iddialı sayısal hedeflere rağmen toplumsal kabul ve kurumlar arası koordinasyon açısından sürdürülebilirlik sorunları barındırmaktadır. İkinci olarak, dijital kamusal alanda dolaşıma giren dışlayıcı söylemler, öğrencilerin sosyal ilişkilerini ve görünürlüklerini baskılayan bir sembolik tehdit atmosferi oluşturmaktadır. Son olarak, göç bürokrasisindeki işleyiş farklılıkları ve gecikmeler, öğrencilerin statü güvencesini kırılgan hale getirmektedir. Sonuç olarak, Türkiye’deki uluslararası öğrenci deneyimi; akademik süreçlerin ötesinde dijital söylem, bürokratik düzenlemeler ve toplumsal algının kesiştiği çok katmanlı bir yapı tarafından belirlenmektedir.
